İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan 24 yaşındaki Zehra Nur Uslu, ortaokul eğitim hayatından beri medya iletişim ve kurumsal iletişim alanlarında çeşitli STK’larda gönüllü oldu. Farklı kurumların proje çağrıları için medya-iletişim alanında çeşitli projeler kaleme alıp uygulamasında destek olan Uslu, alanında önde gelen isimlerden grafik tasarım, senaryo yazarlığı ve kreatif direktörlük eğitimleri aldı. Son üç yıldır farklı STK’larda kurumsal iletişim ve bilgi teknolojileri, çözüm merkezi, sosyal medya yönetimi ve PR ekiplerinin sorumluluğunu sürdürmektedir.

Sivil toplum kuruluşlarında içerik üretirken en çok dikkat ettiğiniz hususlar nedir?

Samimiyet ve kuşatıcılık! Bir STK’nın sosyal mecralar üzerinden hedef kitlesiyle buluşurken aidiyet duygusunu içtenlikle karşı tarafa geçirmesi bence çok önemli bir nokta. Bununla birlikte bunun ayrıştırma ve ötekileştirmeden uzak insan fıtratının ortak değerlerini göz önünde bulundurarak kuşatıcı bir üslupla sağlanması gerektiğini düşünüyorum.

Gönüllü bir şekilde çalışmanın ardındaki motivasyonu açıklayabilir misiniz? Ekipleriniz ile nasıl düzenli ve kaliteli içerik çıkarabiliyorsunuz?

Yaratıcımız indirdiği kitapta insanları yeryüzünün halifesi olarak yarattığını ifade ediyor. Bu halifelik vazifesi insana doğuştan, doğal bir misyon yüklüyor. Gönüllülük faaliyetlerinde bulunmak bence bu yüzyılda bize tevdi edilmiş olan bu görevin ifası için en uygun zeminlerden biri bence. Benim de en büyük motivasyon kaynağım varlığımın gereğini yaptığımı hissettiren bu iç dinamiktir.

Ortak ve samimi ve niyetlerle bir araya gelmiş bir ekipten doğan güç kendi nizamını ve özverisini kendiliğinden ortaya koyuyor aslında. Bendeniz yalnızca ekipte bulunan kişileri mümeyyiz kılan meziyetleri göz önünde bulundurarak bu kolektif gücü ilgili alana koordine etmiş oluyorum. Kişilerin kendilerine has yeteneklerini ortaya çıkarabilmeleri ve bu alanda insiyatif alabilmeleri için uygun ve zemin ve şartları sağlamak denebilir buna.

Kalabalık gönüllü ekipleri yönetirken zorlandığınız durumlar neler? Ve üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Bir gönle dokunmanın ortaya çıkardığı güzelliği keşfetmiş gönüllüler bu motivasyon ile bazen STK’larda aldıkları sorumlulukların önünü getiremiyorlar. Durum böyle olunca ekiplerde güç ve enerji bölünmesi oluyor. Ortaya koyulan emek ile çıktı birbirine eşdeğer olamıyor. Böyle durumlarda ilgili ekip arkadaşını önceliği doğrultusunda aktif olmayı tercih ettiği alana yönlendirmek yardımcı olabiliyor.

Diğer bir husus da kişinin mizacının gönüllü olmayı seçtiği alan ve bu alanda bulunan kişilerle uyumu durumu. İnsan gönüllülük faaliyetlerinde hayatı da öğreniyor fakat bence bir ekip liderine düşen ekip üyelerinin bu süreci yıpranmadan yaşamalarına destek olmak. Bu nedenle genellikle yeni bir ekip kurarken farklı kişilik analiz sistemleri ile kişilerin karakter yapısını gözeterek birbirlerine ve yaptıkları işe değer katacak kişileri bir araya getirmeye gayret ediyorum.

Sivil toplum kuruluşları, sosyal medyada takipçileri ile nasıl bir iletişim kurmalı?

STK’lar kuruldukları amaç doğrultusunda inşa etmeye çalıştıkları değeri bir sosyal medya kimliği üzerinden yansıtmalılar diye düşünüyorum. Bu bağlamda kendilerine konu edindikleri hususları içerik başlıklarına dönüştürerek takipçilerine sunmalılar. Bunu yaparken gönüllü olmanın insana kattığı keyifli durumları gözden kaçırmamak çok önemli. Bu da samimi ve dinamik içeriklerle sağlanıyor. Kurumların sosyal medyayı kullanırken dikkat etmesi gereken hususlardan biri de hesaplarını tüzel bir kişilik algısına indirgemeden proaktif ve efektif bir kullanma becerisi sürdürmeleri. Bu sayede takipçide bir aidiyet ve harekete geçme hissi oluşuyor.

Sivil toplum kuruluşları sosyal medyada kanallarını kullanarak nasıl bir etki oluşturuyorlar?

Global bir etkileşim ağı olan sosyal mecralarda gündem belirmeye varan, kurumsal misyonları ile paralel olarak bir aksiyon başlatmalarını sağlayan çok yönlü bir etki alanına sahipler. Bunu doğru kullanabilen STK’lar faaliyetlerini dijital platformlara taşıyarak hitap ettikleri kitleyi genişletebiliyorlar. Böylelikle dünyaya katmaya çalıştıkları değer bu kanallar üzerinden de vücud ve muhatap buluyor.

Sosyal medya kanallarını doğru biçimde kullanan STK’lar takipçilerine iletişime açık ve ulaşılabilir bir algı sunuyor. Bu da kendi açılarından sağladıkları bir etki.